Zor zamanlardan geldik
isyankar ruhumuzun ateşiyle
umudumuzu toprağa gömdük çürüdük
ayrılık zor geldi
eskicilere emanet ettiklerimizi
istemedik hiçbir zaman
siren sesini bekleyen ışıltılı gözler
aydınlatacaktı geleceği
aşklarımızı
her an bir korku çığlığıyla uyanan
karşılık beklemeyen inançlarımızı
çocuklarımızın düşlerine bile giremedik
Cezasız kalmadı inançlarımız
ölümün sırlarında demledik bu bekleyişi
sigaranın dumanına karıştık
bol sohbetli çilingir sofralarında
battık o gecelerin limansız koylarında
orospusu bile daha onurlu şehirlerin
dar sokaklarında kaybolduk
Kalleş oyunlarına girdik bilmeden
her şeyimizi orada bıraktık
vazgeçmediğimiz ıslık kesen
pis kokan apartman boşluklarında
küflendik yağmurla yattık odalarda
adını bile koymadık sevişlerimizin
terini bile silmedik
bekledik belki kurumaz damlar diye
tek tek kenetlendiğimiz anlara
cesurca söylüyorum unutamadım
zaten yakışmazdı bize
unutma beni
Kürşat Ural
"bırak yaşamına şiir girsin"
“Livane” is the name of a place there. A local name that does not touch the ears of most of us. We will talk about Livane, which we know. Livane means a distant city… A city where no one knows precisely where it is and what its borders are… We have something to say; we take it, and we appear. We will aim to transfer this sound from your ears to your heart.
3/25/2008
3/21/2008
Yapısal
Yazamıyorum
Yaşadıklarımı
Yanı başımda
Yalancı
Yankesiciyle
Yatamıyorum
Yırtık
Yutkunuşlarımla
Yorgunum
Yalnız
Yanlarımla
Yaralarım
Yatırıyorum
Yatağıma
Yapışmış
Yüzlerin
Yerine
Yürüyorum.
Kürşat Ural
"bırak yaşamına şiir girsin"
Yaşadıklarımı
Yanı başımda
Yalancı
Yankesiciyle
Yatamıyorum
Yırtık
Yutkunuşlarımla
Yorgunum
Yalnız
Yanlarımla
Yaralarım
Yatırıyorum
Yatağıma
Yapışmış
Yüzlerin
Yerine
Yürüyorum.
Kürşat Ural
"bırak yaşamına şiir girsin"
Geleceğin Sorgusu
I.
Kara hançerin lanetini yıkamalı akşamları
düzgün saçlara damlayan terlerimin kayganlığına
dokunma gidersin sevecen cellat ülkelerinin birine
tanrıların ateşini taşıyan günahkar iskelet görüntüleri
sarıyor etrafını karayılan gömleklerini giydiriyorlar
çok dizlerine yumul korku çığlıklarının derinliğine
insanlarla çarmıha ger cesaret gerginliğiyle kopan
sonsuz ve ürkek inançlarını teker teker
II.
Tarihin birikmiş bakirelerini soyuyorum
terlemiş ellerimi gezdiriyorum göğüs uçlarında
kalçalarına saçlarına dudaklarına
dokunuyorum
incitmeden büyüyen urlarımın emriyle
yıkıyorum
III.
Durma sözcüklerin kesintili ağırlığında
takip et geleceğin arkasında bıraktığı izleri
Kara hançerin lanetini yıkamalı akşamları
düzgün saçlara damlayan terlerimin kayganlığına
dokunma gidersin sevecen cellat ülkelerinin birine
tanrıların ateşini taşıyan günahkar iskelet görüntüleri
sarıyor etrafını karayılan gömleklerini giydiriyorlar
çok dizlerine yumul korku çığlıklarının derinliğine
insanlarla çarmıha ger cesaret gerginliğiyle kopan
sonsuz ve ürkek inançlarını teker teker
II.
Tarihin birikmiş bakirelerini soyuyorum
terlemiş ellerimi gezdiriyorum göğüs uçlarında
kalçalarına saçlarına dudaklarına
dokunuyorum
incitmeden büyüyen urlarımın emriyle
yıkıyorum
III.
Durma sözcüklerin kesintili ağırlığında
takip et geleceğin arkasında bıraktığı izleri
Kürşat Ural
"bırak yaşamına şiir girsin"
Arka Sokaklar
seni eski mektuplarından çıkartıp aldım içime
nasılda unutmaya az kalmış bu sırlar
hatırına geldiğinde tut söylediklerimi
sesini alıp avuçlarımla savurmalıyım
günahsız bir bekleyişle
aslında unutmalıyım bir daha bir daha
yüzünü yedi renge çalmalıyım bakışlarımla
sensizliğimin kalan günlerini saymayacağıma
bırakıp gidenlerin ardından bakmayacağıma
seni ve kendimi asla sevmeyeceğime
inadına aldırış etmeden
söz verdim çocukluğuma
bütün kurallara yasak koydum artık
gece yürüyüşleriyle arka sokaklarında
bıraktığım benleri dönüp teker teker
topladım o yerden
o zamanın sırlarını çekip geçmişten
anlatabilsem senin gözlerine bakarak
bir tek yalnızlığım.
Kürşat Ural
"bırak yaşamına şiir girsin"
nasılda unutmaya az kalmış bu sırlar
hatırına geldiğinde tut söylediklerimi
sesini alıp avuçlarımla savurmalıyım
günahsız bir bekleyişle
aslında unutmalıyım bir daha bir daha
yüzünü yedi renge çalmalıyım bakışlarımla
sensizliğimin kalan günlerini saymayacağıma
bırakıp gidenlerin ardından bakmayacağıma
seni ve kendimi asla sevmeyeceğime
inadına aldırış etmeden
söz verdim çocukluğuma
bütün kurallara yasak koydum artık
gece yürüyüşleriyle arka sokaklarında
bıraktığım benleri dönüp teker teker
topladım o yerden
o zamanın sırlarını çekip geçmişten
anlatabilsem senin gözlerine bakarak
bir tek yalnızlığım.
Kürşat Ural
"bırak yaşamına şiir girsin"
Solgun Bakışlı Ürkekliğim Benim*

*Yıllar önce karalanmış bir yazı.
BİLİNMEDİK BİR AŞK
Bir kabuk içinde
Birbirinden ayrılmaz
( : )
Aşk ve acı yüreğimde
İkiz badem içidir.
Şiirlerinde acıyı çok işlemiştir Metin Altıok. Diyeceksiniz ki acıyı işlemeyen şair var mıdır? Elbette bir çok şairimiz acıyı işlemiştir, acının içsel ve dışsal yansımalarını bir ressamın fırça darbeleri gibi vurmuşlardır tuale vurur gibi. Kimi zaman onların acıları bizim acılarımız olmuş ve kazımışlardır yüreklerimize.
"acı çektim günlerce/acı çektim susarak"dizeleriyle seslenmiştir Hasan Hüseyin Korkmazgil Acılara Tutunmak şiirinde.Hepimize farklı duygular yaşatmıştır bu yansımalar.Belki de bilmeyenimiz yoktur bu şiiri.Bazen gür ve boğuk bir sesle okumuşuzdur,bazen de şarkısını mırıldanmışızdır titrek dudaklarımızla.
"Acını ödünç ver bana, gözyaşlarını/ Damarlarında uyuyan sevinci ödünç ver "Evet.Ahmet Erhan Gülşiir’inde içimizde hep gizlediğimiz çok nadir zamanlarda dışa vurduğumuz sevincimizle ödünç istiyor acılarımızı bizden.O da vazgeçmemiştir acılarla haykırışlarını soluk soluğa.
"Yargı kesin: Acı duymak ruhun fiyakasıdır/ kin, kusturur insanı; adına çıdam denir/ susulunca tutulan çetele simsiyahtır/ o siyah öcalmakcasına gür ve bereketlidir."Ruhumun derinliklerine seslenerek gençliğimin heyecanıyla beni şiire bağlayan şair.İsmet Özel.En çok onun imgelerinde buldum kelimelerin gücünü.Bulmaya da devam ediyorum.
"bana bir yudum daha ver/acıdan arta kalan/sessiz bir bekleyişin/ürkekliğinde"
Solgun bakışlı ürkekliğimle tanıştığım gün. İstanbul.İkimizinde aşık olduğu şehir.
Bir kabuk içinde
Birbirinden ayrılmaz
( : )
Aşk ve acı yüreğimde
İkiz badem içidir.
Şiirlerinde acıyı çok işlemiştir Metin Altıok. Diyeceksiniz ki acıyı işlemeyen şair var mıdır? Elbette bir çok şairimiz acıyı işlemiştir, acının içsel ve dışsal yansımalarını bir ressamın fırça darbeleri gibi vurmuşlardır tuale vurur gibi. Kimi zaman onların acıları bizim acılarımız olmuş ve kazımışlardır yüreklerimize.
"acı çektim günlerce/acı çektim susarak"dizeleriyle seslenmiştir Hasan Hüseyin Korkmazgil Acılara Tutunmak şiirinde.Hepimize farklı duygular yaşatmıştır bu yansımalar.Belki de bilmeyenimiz yoktur bu şiiri.Bazen gür ve boğuk bir sesle okumuşuzdur,bazen de şarkısını mırıldanmışızdır titrek dudaklarımızla.
"Acını ödünç ver bana, gözyaşlarını/ Damarlarında uyuyan sevinci ödünç ver "Evet.Ahmet Erhan Gülşiir’inde içimizde hep gizlediğimiz çok nadir zamanlarda dışa vurduğumuz sevincimizle ödünç istiyor acılarımızı bizden.O da vazgeçmemiştir acılarla haykırışlarını soluk soluğa.
"Yargı kesin: Acı duymak ruhun fiyakasıdır/ kin, kusturur insanı; adına çıdam denir/ susulunca tutulan çetele simsiyahtır/ o siyah öcalmakcasına gür ve bereketlidir."Ruhumun derinliklerine seslenerek gençliğimin heyecanıyla beni şiire bağlayan şair.İsmet Özel.En çok onun imgelerinde buldum kelimelerin gücünü.Bulmaya da devam ediyorum.
"bana bir yudum daha ver/acıdan arta kalan/sessiz bir bekleyişin/ürkekliğinde"
Solgun bakışlı ürkekliğimle tanıştığım gün. İstanbul.İkimizinde aşık olduğu şehir.
Sekiz yıl önce Bengisunun toplantısını yapmıştık.Şiir dostlarıyla istiklal caddesinden meydana doğru yürüyorduk. Meydan kalabalık. Orada karşılaştık.Onun çok sevdiği dostu benimde sonradan çok iyi dostum olacak kişinin tanıştırmasıyla yeni bir yolculuğa kürek salladık. Aşkım.Karadutum çatalkaram... Solgun bakışlı ürkekliğim benim. Seni çok seviyorum. Ayrılık bize yakışmasada.Hiç merak etme. Sonbaharda hem birbirimize hemde aşığı olduğumuz şehire kavuşacağız. Bütün zırhlarımızı kuşanarak.
Çocuktum ve büyüdüm, kocaman bir adam oldum. Evlendim.
Fırtınalarla geldik bu zamana. Karıştık günaha davetkâr tenlerimizle. Ölümün rengini siyaha boyadık beyazdan. Artık âşık olmayacağım. Yapacağım bütün işlerden sıyrılacağım. Sıyrılıp sessizlikten sana akacağım. Zencilerin pamuk ve tütün tarlalarında söylediği heyyamola şarkılarını dinleteceğim şeytanın dostu beyaz örtülü çağımızın tüccarlarına. Bırakın benim kaygılarımı. Dans edin. Ama ne olur benim şarkımla değil.
Subscribe to:
Comments (Atom)
Öne Çıkan Yayın
Zeus and Poseidon
Zeus and Poseidon https://notebooklm.google.com/notebook/7cef6b05-51f4-4a15-b2a1-d98e7d53fcf1/audio During the Journey (Oğuz has decided t...
-
Çengelköy İskelesi 45x60 Göksu 50x70 Beykoz Koyu 52x71 Beykoz Koyu 40x60 Beşiktaş İskelesi 45x60 DEVAM EDECEK...
-
LİVANE KÜLTÜR GÜNCESİ RADYO PROGRAMI Program Adı: “Livane Kültür Güncesi” Radyo Programı ProgramTanıtımı(Özet ): Yaklaşık iki yıldır http://...